Künye Reklam
Menü
Sıra Kandil'e ve Sincar'a gelsin artık! | M. Sarıalioğlu
M. Sarıalioğlu

takahaber61@gmail.com

Sıra Kandil'e ve Sincar'a gelsin artık!

Değerli Okuyucular,
Bu hafta ciğerlerimiz yandı. Milletçe çok üzüldük. Ankara üzüntüyle sarsıldı. Siyaset ile
duygusallık birbirine karıştı. PKK’nın elinde ortalama 5 yıldır tutulan 13 insanımızdan
haberdar olduk. Meğer devlet 5 yıldır bu vatandaşlarımızı PKK’nın elinden alabilmenin
hesaplarını yapıyormuş. Aileleri 5 yıl neler çekti düşünmek bile istemiyorum. Ancak devlet
için bedel ödeyebilmek böyle bir şey. Hepsine bu milletin borcu var. Tıpkı 15 Temmuz
şehitlerinin aileleri gibi.
Devlet bir operasyon planladı, uyguladı ancak sonuçları istediği gibi olmadı. Muhalefet mal
bulmuş mağrib gibi hemen konuyu siyasi arenaya taşıdı. Verilen karar siyasi bir karar değildi.
Bürokratların planladığı teknik bir operasyona “hadi bismillah” diyerek onay vermekti.
Muhalefetin acılı aileleri ve devletin verdiği zor mücadeleyi hiç hesaba katmadan saçma
sapan sorularla saldırıya geçmesi gerçekten acıyı ikiye katladı. Ben de birkaç soru sorayım o
zaman.
Devlet bu vatandaşlarımızı kurtarmak için PKK ile anlaşmaya mı teşebbüs etseydi?
Devlet bu vatandaşlarımızı kurtarmak için bazı devletlerden yardım mı isteseydi?
Devlet bu vatandaşlarımızı kurtarmak için bazı rol gözleyen çapulcuları aracı mı yapsaydı?
Böyle bir durumda, bugüne kadar bu şerefsizleri devlet muhatap almasın diye verilen
mücadelede şehit olanların hesabını kim verecekti? Şehadet hiçbir zaman boşuna olmaz.
Allah hiçbir emeği zayi etmez. Türkiye Devleti PKK ile muhatap olup onunla anlaşma
yapmaya gerek duymasın diye vermedik mi onca şehidi zaten? Allah hepsine gani gani
rahmet eylesin. Ne mutlu Türk Milletini bu topraklarda bağımsızca yaşatmak için ölenlere.
Hukuk devleti ile terörizm arasındaki mücadelede teröristlerin devlet karşısında avantajları
vardır. Teröristler için hiçbir kural yoktur. Devletin ise kanunları vardır, ordusu düzenlidir,
ahlakı vardır, usulleri vardır…
Bu olayda CHP ve HDP koridorundan ABD ve oradaki FETÖ ekiplerine ulaşan bir yol oluştu.
Bu yolun sonunda, ABD Dışişleri Bakanlığı “eğer doğruysa” ifadesini kullandı. Dil yabancı
değildi. İçerdeki CHP ve HDP kulislerinde kulaktan kulağa söylenen safsatalar, ABD’ye
ulaşmış ve ABD de Türkiye’deki muhalefete adeta selam çakmıştır. Açıkça Türkiye’yi kendi
vatandaşlarını bombalayıp öldüren bir konuma düşürmek istemiştir. PKK’nın propagandasına
hep beraber sahip çıkmışlardır. İşin garibi, Türk Devleti’ne büyük bir darbe vuran böyle bir
iddiaya sarılanlar, PKK’nın yaptığı anlaşılınca PKK’yı kınamalarında zikretmemişlerdir.
Savunmalarında ise PKK’nın propagandasını yapmak istemediklerini söylemişlerdir. Hâlbuki
PKK’nın ürettiği yalanı yayarak PKK’nın propagandasını asıl o zaman yapmışlardır. Terörün
temel hedefi her zaman karşısındaki devlet otoritesini zor duruma düşürmektir. Toplum
nezdinde devleti başarısız ve çaresiz göstermektir. CHP de açıklamalarıyla tam da bu
propagandaya destek olmuştur.
İşte Muharrem İnce’nin yeni parti kurması ve isyanı bu olayda tekrar karşılık bulmuştur.
İnce’nin CHP’yi suçladığı konular ile benim daha önce yazdığım “CHP’NİN 6 ÇELİŞKİSİ”
birbirini tamamlamaktadır. Bugünkü CHP anti-emperyalist değildir. Tam tersine ABD yanlısı
bir zihniyettedir. Bu yüzden Atatürkçü zaten olamaz. İnce’nin bu çıkışının fikirsel altyapısı

vardır. CHP seçmeninde de karşılığı vardır. Bu yüzden CHP bu hataları yaptıkça, İnce
siyasette yer bulacaktır.
2021 yılının ilk aylarında fotoğraf iyice şekillenmiştir. ABD ve AB işbirliğindeki dış
muhalefet, içerdeki millet ittifakıyla yakın bir ilişki içindedir. Biden Yönetimi Türkiye’deki
iktidarı devirmek için ilk sinyalleri vermeye başlamıştır. “Sözde müttefik”, “eğer doğruysa”
gibi ifadeler birer sinyaldir. Zaten 15 Temmuz gibi bir yöntemle bile iktidarı devirmeye razı
bir muhalefete ne denebilir ki?
Bu noktada iktidar, muhalefet ile kısır tartışmalara girip acımızı daha fazla kanatmamalıdır.
Çünkü bu konuda Kılıçdaroğlu’nun her savunması yaramızı yeniden kanatmaktadır.
CHP’den bu millet, iktidara tavsiyeler bekler. Mesela Kılıçdaroğlu, bu bölgeye operasyonun
genişlemesini, Gara, Sincar ve Kandil hattının tamamen kontrolünün sağlanmasını istemeli
iktidardan. Nedense isteyemiyor. Şunu sormak istiyorum: CHP önderliğindeki ittifak iktidara
geldiğinde; Suriye, Irak, PKK ve Kürt Devleti kurma girişimleri gibi konularda ne yapacaktır.
Millete bu açıklanmış mıdır?
Ancak niyet okumaya çalışabiliriz. Muhalefetin şu anda iktidarı eleştirdiği konulara
baktığımızda; Suriye’den çekileceğimiz, PYD/YPG’nin o bölgede özerk bir devlet kurmasını
benimseyeceğimiz, etrafımızda kurulan özerk devletleri dost ilan edip destekleyeceğimiz gibi
bir izlenime kapılıyorum nedense. Şöyle bir düşünün bakalım, CHP ve HDP Amerika’nın
istemediği, tercih etmeyeceği, kızabileceği ne istemiştir iktidardan?
Mesela ben yüreğini soğutmak isteyen bir vatandaş olarak istiyorum. Türkiye bu yaraları
kanatan kısır tartışmaları bir kenara bırakarak şehitlerimizin intikamını stratejik hedeflere
ulaşarak almalıdır. Nedir bu stratejik hedefler?
Türkiye Kandil, Sincar ve Gara hattının tamamını kontrol altına almalıdır. Oralarda kalıcı
yerleşmelidir. Oralara da üsler kurmalıdır. Bunun üç önemli avantajı olacaktır:
1- Ülkeye terör girişi olan en kritik bölgenin kontrolü sağlanmış olacaktır. Terörün kökü
ancak buranın kurutulmasıyla sağlanabilir.
2- Erbil, Musul ve Kerkük bölgelerindeki halklarla sağlıklı ilişkiler geliştirilebilir.
Peşmergelerin daha sonra ihanet rüzgârına kapılarak yeniden PKK/PYD anlayışıyla
ittifak ihtimalleri yok edilmiş olur. Suriye’nin kuzeyindeki PYD/YPG yapılanması ile
Irak’ın yakınlaşması engellenmiş, ilişkileri kontrol altına alınmış olur. PKK,
PYD/YPG ve Irak Bölgesel Yönetimi arasında yerimizi almış oluruz.
3- Bir gün PYD/YPG’ye karşı bir operasyon gündeme gelirse doğru pozisyonu şimdiden
almış oluruz.
CHP iktidardan 16 şehidimizin karşılığında o bölgenin tamamen kontrolü için geniş çaplı ve
kalıcı bir operasyon talep etmelidir. Yoksa o şunu dedi, bu bunu dedi safsataları milletin
gözünden kaçmıyor. Millet bu sözlerin karşılığının ne olduğunu görmek istiyor. Bir operasyon
yapıp geri dönmek yeterli değildir. Tazminat davaları da milleti ilgilendirmiyor.
Milletin yüreğini soğutmanın yolu, Kandil’e, Sincar’a ve Gara’ya Türk bayrağını dikmektir
vesselam. Daha büyük tehlike olan PYD/YPD oluşumunu boğacak yağlı urganları şimdiden
doğru hatlara çekmek durumundayız.


        YORUMUNUZU PAYLAŞIN