Künye
Menü
CHP'nin 6 çelişkisi! | M. Sarıalioğlu
M. Sarıalioğlu

takahaber61@gmail.com

CHP'nin 6 çelişkisi!

Değerli Okuyucular, 

Bu hafta CHP’nin kadın ile imtihanı gibi geçti. Kadın tacizciliği sanki sadece CHP’ye has bir hastalık gibi sürekli işlendi. Sığ siyasi gündem oluşturma çabası sezinledim. Ancak bu gündem vesilesiyle daha derinlere inmek ve ana muhalefetin bugünkü siyasi konumlanmasıyla nasıl bir çelişkiler yumağına saplandığını anlatmak lazım.

Ak Parti iktidarı, reform çıkışının ardından zaman kazanmak için muhalefetin olumsuz tavırlarını öne çıkararak onu gündemin merkezine oturtmaya çalışıyor. Ancak ben bekliyorum. Reformdan nelerin kastedildiğini sabırla merak ediyorum. Zamanı geldiğinde, reform çıkışını masaya yatıracağız. Biz de gündeme uyalım ve önce ana muhalefet partisi CHP’yi masaya yatıralım.

En başta şunu söylemekte yarar var. Tavırların ve davranışların arkasında felsefik varsayımlar, inançlar ve ideolojiler yatar. Türkiye’de yaşanan gelişmelere karşı ve Türkiye’nin şu andaki konumu dikkate alındığında; CHP’nin liderini Kılıçdaroğlu olarak benimsemesi ve siyasi gelişmelere karşı verdiği tepkiler bizi bazı sonuçlara ulaştırıyor. Ben bunları altı okla da ironi yaparak altı başlıkta topladım. Bunlara bugünkü CHP’nin altı çelişkisi diyorum. Bu çelişkilerin bir kısmı tabanda da var olabilir ancak büyük çoğunluğu partinin tavır ve pozisyon alışından kaynaklanıyor. Nedir bu çelişkiler?

CHP’nin Demokrasi Çelişkisi

CHP’nin Milliyetçilik İlkesiyle Çelişkisi

CHP’nin FETÖ ile Çelişkisi

CHP’nin PKK Çelişkisi

CHP’nin Atatürk Çelişkisi

CHP’nin Taban Çelişkisi

 

CHP’NİN DEMOKRASİ ÇELİŞKİSİ

CHP Yönetimi en son ABD tarafından açıkça desteklendiği bilinen 15 Temmuz hain darbe girişimine tereddütlü yaklaşmıştır. Darbe karşısında zaman içerisinde üç farklı tavır sergileyerek çelişkilerini ortaya koymuştur. İlk aşamada iktidarı saf dışı edecek bir girişim olduğu varsayımından hareket ederek sessizce sonucu beklemeyi tercih etmiştir. Ardından darbenin başarısız olduğu anlaşılınca toplumun zafer kutlamalarına katılarak bu göz ucu bekleyişini örtmeye çalışmıştır. Kendi tabanıyla da ters düşmemek için meydanlarda yerini almıştır. Bir süre sonra ise gerçek niyetini açıklar gibi, darbe girişiminin vahametini de hafifseyerek bu girişimin iktidar tarafından planlandığını iddia etmiştir. Geleneksel olarak anti-emperyalist olmaya çalışan tabanını yönlendirmeye çalışmıştır.

Bu çelişkili davranış biçimi sadece bugünkü yönetime ait bir tavır da değildir doğrusu. CHP ideolojik bakış açısıyla, toplumu yönlendirme hevesiyle her dönem darbelerden darbe seçmiştir. Orduyu kendi ideolojisinin bekçisi olarak görmüştür. Örneğin, 1960 darbesini, 15 Temmuz gibi olumlu görmüştür. CHP’ye göre 1960 darbesi “ilerici darbedir.” Bir de “gerici darbe” tabiri vardır CHP’nin. Mesela 1980 darbesi emperyalist ve gerici bir darbedir. Hâlbuki CHP ideolojisinin temelinde, “Hâkimiyet Milletindir” ilkesi olmalıdır. Bu ilkeye göre milletten yetki almayan hiçbir iradenin yönetimi ele alması kabul edilemez.

Görüldüğü üzere, CHP demokrasiye kendi ideolojisinin, kendi altı okunun hayata geçirilmesi için bir araç olarak bakar. Demokrasiyi milletin iradesine kayıtsız şartsız saygı olarak bir türlü göremez. Seçmen bunu fark etmektedir ve bu ideolojik yaklaşım noktasında kaldığı sürece geleneksel oylarının ötesine geçememektedir. Seçmen artık ekonomik projeler beklemektedir.

CHP’NİN MİLLİYETÇİLİK İLKESİYLE ÇELİŞKİSİ

Aslında CHP, İnönü’den itibaren Milliyetçilik ilkesinden sapmıştır desem inanır mısınız? Bugünkü çelişki sadece Kılıçdaroğlu’nun çelişkisi değildir. Türkiye’nin yerli ve silah fabrikası yandığında, olayı kapatan yönetim CHP yönetimidir. Çok partili hayat bahanesiyle, Menderes’in önünü açıp ABD’nin kapılarını Türkiye’ye açtıran İnönü’dür. 1950 lerden sonraki teslim oluştan sonra, CHP muhalefetinde yerli ve milli söylemleri hiç kullanmamıştır. Bu görevi, bugünkü iktidarın nüvesini oluşturan Rahmetli Erbakan ve Rahmetli Türkeş’e bırakmıştır. Ancak hakkını vermek gerekirse, en azından 1980 darbesini olumsuz görmüştür. Bu defa da neden olumsuz gördüğünü araştırdığımızda, bu darbeyi “gerici darbe” olarak nitelendirdiğini, yani laiklikle bağlantı kurduğu görürüz. Hâlbuki 1980 askeri darbesi, ABD ve NATO’nun Türkiye’ye tam hâkim olmasını ifade eden bir darbedir. Bunu söyleyememiştir.

Örneğin bugün ana muhalefet olarak çıkıp hızla geliştirilen yerli ve milli silahlanma hamlelerine, Suriye ve Libya gibi girişimlere açıkça destek verememektedir. CHP tarihin hiçbir döneminde muhalefetini yerli ve milli siyaset taleplerine odaklayamamıştır.

CHP’NİN FETÖ ÇELİŞKİSİ

CHP’nin bugünkü yönetimi, FETÖ’ye karşı sergilediği tavırlarla tarihiyle de, tabanıyla da çelişkiye düşmüştür. Geleneksel CHP tabanı FETÖ’yü eskiden beri irtica dedikleri akımın bir parçası görmektedir. Doğrusu haklı da çıkmıştır. Ancak CHP -ne yaman çelişkidir ki- FETÖ’ye yapılan operasyonlar başladığında, açıkça bu grubun yanında durmuştur. FETÖ’nün şirketlerine yapılan operasyonları kınamak için açıklamalar yapmıştır. Onlarla kol kola girip eylemlere katılmıştır. Yukarıda da değindiğim gibi demokratik değerleri de hiçe sayarak 15 Temmuz’u tereddütle karşılamıştır. Tüm bunlar, Kılıçdaroğlu’nun CHP’nin başına geliş şeklini ve aldığı destekleri hatırlatmıştır. CHP’nin FETÖ tavrı seçmenin kafasını karıştıran en önemli olaylardan biridir.

CHP’NİN PKK ÇELİŞKİSİ

CHP Seçmeninin sol eğilimli olmasından kaynaklı bir çelişkidir bu. CHP seçmeniyle ayrılıkçı Kürt seçmeni yıllarca birbirlerini yedeklemişlerdir. Anti- emperyalizm amacından yola çıkan CHP, emperyalistlerin ülkeyi parçalamak için kurguladığı gruplara hep yakın durmuştur. Ortaklık gerektiğinde, marjinal partilerle ve ayrılıkçı fikirdeki Kürt partileriyle ortaklığı tercih etmiştir. Garip bir şekilde, merkez sağ partiler ülkenin bütünlüğüne vurgu yaparken CHP bölücülük idealleri olan grupları kendisine yakın hissetmiştir. Kılıçdaroğlu yönetiminde bu çelişki daha da derinleşmiştir. CHP bir yandan PKK’nın siyasi arenadaki temsilcisi olduğu bilinen parti ile ortak hareket etmekte, diğer yandan da bu çelişkisinin farkında olduğundan bunu gizlemeye çalışmaktadır. Bu çelişki, FETÖ çelişkisi gibi, hem CHP tarihiyle, hem Atatürk ile hem de kendi tabanıyla açık bir çelişki olarak ortada durmaktadır.

CHP’NİN ATATÜRK ÇELİŞKİSİ

Mustafa Kemal anti-emperyalistti. Batı medeniyetini benimsemekle birlikte, en azından bu medeniyet içerisinde Türk milletine bağımsız bir alan açmaya çalışmıştı. Ondan sonra gelen bizlerin görevi ise bu bağımsızlık alanını genişletmektir. Ancak CHP Batı ile iyi ilişkiler geliştirerek Türkiye’ye bağımsız bir yaşam alanı açmak çabasıyla, Batı’ya teslim olmayı karıştırmıştır. Kantarın topuzunu kaçırmıştır. ABD destekli HDP’nin ve FETÖ’nün yanında durması buna örnektir. Ne kadar sevmese de ABD’ye karşı tavrını ortaya koyma cesaretini göstermiş bir yönetime destek vermesi beklenmektedir.

Bir iktidarın hatalarını millete en iyi anlatmanın yolu o iktidarın doğru duruşlarının yanında yer almaktır. CHP’nin iktidarı devralma isteği ile ABD’nin Erdoğan’dan kurtulma hırsı birleşmiş gibi görünmektedir. Bu durum hiç hoş bir görüntü değildir. CHP bu kısırdöngüden kurtulmak zorundadır. Aslında hem CHP tabanında hem de bu tabanın farkında olan siyasetçilerde farklı arayışların nedeni de bu çelişkili durum olabilir.

CHP’NİN TABAN ÇELİŞKİSİ

Yukarıdaki çelişkiler bir yönüyle CHP’nin tabanıyla olan çelişkilerini de ortaya koymaktadır. Taban laik, milli, yerli ve bağımsız bir yönetim talep etmektedir. Değerler olarak Batı’yı benimseyen ancak devlet olarak bağımsız, güçlü bir ülke hayal etmektedir. Seçmen Ak parti iktidarından rahatsızlık duyan herkesi kucaklayabilen bir yol bulunmasını beklemektedir. Oysa CHP yönetimi, birilerinin iktidarı devirmesini ve oluşacak boşluğa beleş bir şekilde oturmayı umuyor. İktidarın gerçek anlamda hatalarını ve eksiklerini ortaya koyup millete çözümler sunamıyor. Sürekli kısır döngüye giriyor. Kadın haklarının en büyük savunucusu görünürken taciz olayları karşısında kendisini tatmin edici bir şekilde savunamıyor. Devraldığı belediyelerde eski hatalarını tekrarlıyor. İktidarın yerli ve milli nitelikteki adımlarını benimsediğini söyleyip bu hamleleri daha da ileriye taşıyacağını açıklayamıyor. Atılan tüm adımlardan geri dönüleceğini söylüyor.

Başkanlık sisteminden geri dönüleceği, S-400 alımının yanlış olduğu, Suriye’den çekileceği, Libya’ya müdahaleyi bırakacağı hissini uyandırıyor. Çözümler ve yeni ufuklar çizmek yerine, geri dönüşlerden bahsediyor.

Bu çözüm ve kalkınma hamlesi önermeyen anlayışa en başta CHP’nin kendi içerisinden ve tabandan tepkiler büyüyor. Yeni arayışlar hızlanıyor ve CHP tabanı parçalanmaya aday görünüyor.

Bir sözüm de iktidara! İktidar böylesine çelişkilere boğulmuş bir muhalefeti fırsat bilmiş gündemlerle oynayarak zaman kazanıyor. Ancak millet alternatifsizliği bir müddet sonra umursamayacaktır. Bu nedenle iktidarın muhalefetten hareket ederek oyun kurma stratejisi yanlıştır. Bir an önce reformların, yeni düzenlemelerin, sosyal ve ekonomik hamlelerin başlatılması gerekir. Aksi halde, millet de “bu iktidar gitsin de ne olursa olsun” gibi saçma bir anlayışa doğru kayar ki bu Türkiye için felaket olur.

Kalın sağlıcakla… 


        YORUMUNUZU PAYLAŞIN