Reklam Künye
Menü
Başkent Gündemi - 2023'e hazır olmak! | M. Sarıalioğlu
M. Sarıalioğlu

takahaber61@gmail.com

Başkent Gündemi - 2023'e hazır olmak!

Ankara’da hava aniden soğudu. Don olayları başladı. Mevsim artık kışa döndü. Rüzgârlar sert ve soğuk esiyor. Başkentte değişmeyen tek gündem Covid 19 salgını.  

Siyasi hava değişiyor değerli dostlar. Geçmişte yaşadığımız mevsimlerden birine tekrar dönüyoruz sanki. Ekonomide yaşanan değişim tüm alanları etkisi altına almış görünüyor.

Bu hafta irili ufaklı birçok konu gündem oldu. Dövizin düşmesi, faiz artışı, muhalefetin gizli anayasa yapma çalışması, Arınç’ın son çıkışı, Özdağ’ın ihracı ve İYİ Parti’den istifalar, Kılıçdaroğlu ile Çakıcı’nın kapışması… Ancak bunlar, gelen derin dalgaların köpükleri. Başkentin asıl gündemini iki başlıkta toplamak mümkün: İktidarın reform çıkışı ve muhalefetin yeniden dizaynı. Bu iki gündemin de arkasında yatan tek amaç var: 2023’e hazır olmak.

BİR ADIM GERİ ZAMANI

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan sadece ekonomi yönetimini değiştirmekle kalmadı; demokrasi ve hukuk reformu için yeni bir başlangıç yaptığını açıkladı. Önce hukukta başlamış olan ve yasa değişiklikleri içeren paketlere devam edileceğini açıkladı. Ekonomiye girecek dış yatırımların ve doğrudan sermayenin adil işleyen, güven veren bir hukuk sistemine bağlı olduğunu hatırlattı. Dış dünya ile yeniden kucaklaşmanın sinyallerini verdi. Bu açıklamalardan sonra Ankara’da yargıda bir yumuşama ve tahliye beklentileri oluştu. Bu hava çok önemli. Cumhurbaşkanı bu siyasi havayı yarattı. Bu havayı koklayan yargı önündeki dosyaları bir kez daha okuyacak gibi görünüyor.

Başkan Erdoğan sadece bununla da yetinmedi. Demokrasi ve insan hakları konularında da düzenlemelerden bahsetti. Sanki 2000 li yılların başına tekrar dönmüş gibiyim. Biden’in siyasi danışmanının “ABD ile AB bir araya gelerek Türkiye’ye karşı alınacak tedbirleri görüşmelidir.” anlamındaki çıkışına cevap hazırlığı mıdır bilmem ancak ekonomik istikrar için ülkeye para ve yatırım girmesi gerekiyor. Bunun için de gerçekten hızlı ve adil işleyen bir sistemin varlığı şart. Katma değeri yüksek üretim aşamasına geçememiş ülkelerin hazır parayı misafir etmesi gerekir.

Ancak asıl soru şu: Bu reform çıkışı bu kadar yaşanandan sonra, ABD ve AB tarafında ne kadar karşılık bulacak? İçerde de farklı bir mesele var tabii. Eskiden direnmeyi adet edinen bürokrasi şimdilerde gösteriş meraklısı olmuş. Başkan Erdoğan, yerli mi dedi hoop biri hemen heybesinden bir icraat çıkarıyor. Medyayı bir iki gün meşgul ediyor ve o iş zaten yapılıyor denmiş oluyor. Başkan ne söylese bir hafta geçmiyor oluveriyor. Şimdi de reform çıkışı yaptı ya, Kurumların tozlu raflarında yarım kalmış, ihmal ettikleri, yapmaları gerektiği halde beklettikleri türlü türlü yasa önerileri gündeme gelebilir. Bir de reform denilince bizim şark kurnazları en kolay yolu seçiyor. Hemen bekleyen yasa değişikliklerinden birini ortaya atıyorlar.

Hâlbuki reform demek yasa değişikliği demek değildir. Yapısal, sistemsel ve zihinsel değişimlerdir. Bunlar da öyle sihirbaz misali şapkadan çıkarılmaz. Gündemin sakin olduğu haftalarda Türkiye’nin ihtiyacı olduğu reformları konuşuruz. Şimdilerde bahsedilen reform hareketleri, Türkiye’yi istikrarı bozmadan 2023’teki seçimlere kadar götürebilecek acil değişiklikleri kastediyor diye düşünüyorum. Burada en çok direnç göreceği yer MHP gibi görünüyor. İktidar yumuşamanın sınırlarını taşırmamaya özen göstermek durumunda. Örneğin, MHP Demirtaş konusunda mesajını çok sert bir şekilde veriyor.

Nihayetinde yapılacak reformlardan çok oluşan yumuşama havası önemli. Başkan Erdoğan hem içeriye hem de dışarıya bir barış eli uzatıyor. Biraz olsun rakiplerine benzeme stratejisine başvuruyor. Muhalefete kayma eğilimi olan seçmeni geri çağırıyor. Türkiye’nin dış politikada attığı adımlar, birçok devleti kızdırmış durumda. Bu durum dış yatırımları iyice azaltmış görünüyor. Pandemi de cabası. Pandemi, milli dış politika, adalet ve demokrasi boşluğu üçlüsünün ortaya çıkardığı parasızlığı ve üretim yetersizliğini aşabilmek iktidar için büyük bir başarı olacaktır.

İleriye doğru iki adım daha atmak için bir adım geri zamanı. Türkiye’yi sağ salim limana ulaştırmak ve milletten alınan emanete sahip çıkmak o kadar kolay değil.

PARÇALI SİYASETE DÖNÜŞÜN BAŞLANGICI

Dağılan muhalefet mi, dağıtılan muhalefet mi? Hangisi olursa olsun, muhalefette yaşanan bu kopmalar aslında önce iktidarda yaşandı. Ardından Millet ittifakının üç büyük partisinde ciddi sıkıntılar ve kopmalar başladı. HDP terörle irtibatını bir türlü kesemiyor ve gittikçe terörle doğrudan organik bağı olan bir parti konumuna doğru sürükleniyor. Kayyımlar, gözaltılar, istifalar derken seçmen HDP dışındaki alternatiflere yöneliyor. HÜDA-PAR ve benzeri diğer oluşumların iştahı kabarıyor.

İYİ Parti’de FETÖ’ye ve HDP’nin özerkçi görüşlerine mesafe masaya yatırılıyor. İçerde görmezden gelinen ayrılıklar bir bir ateşleniyor.

CHP ise iki yeni partinin rekabetiyle karşı karşıya. Zaten bir türlü büyütülemeyen seçmen kitlesi şimdi de bölünme tehdidi yaşıyor.

Tüm bu gelişmeleri, seçim barajının %5’e düşürülmesi düşüncesiyle birleştirdiğimde, 2023 seçimlerinde %5’i geçmiş en az üç yeni parti daha TBMM’de görmek mümkün görünüyor. Elbette “ben büyüyemiyorsam, rakiplerimi küçültürüm” yaklaşımı bir politikadır. İşe yarayabilir de. Ancak küskün ve çaresiz bir seçmen profili yaratmak ülkede siyasetin ve siyasetçilerin itibarını düşürebilir.

Ne garip değil mi? Hepimiz Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin parti sayısını ikiye kadar düşürebileceğini düşünmüştük. Ancak sistem daha parçalı ve çoğulcu bir TBMM aritmetiğine gebe görünüyor. Başkan ise bu parçalardan en çoğunu yanında toplayabilen o maharetli siyasetçi olarak karşımıza çıkacak. İktidar, bir yandan kendi seçmenini elinde tutmak ve eski seçmenini geri çağırmak çalışmalarını yaparken muhalefet %50 için eksik kalan parçaları tamamlayacak sanki. Böyle bir durumda, 2023’te seçilecek Başkan ile TBMM ilişkileri sistemin işleyişinde yeni bir sayfa açacaktır. Belki de sistem ilk defa test edilecektir. Acaba böylesine parçalı bir TBMM yapısına rağmen seçilmiş Başkan istikrarı yakalayabilecek mi?

Partilerden bu kopmaların başlaması ve siyasetin çok parçalı hale dönüşmesi kaçınılmaz görünüyor. İktidar da bu yeni duruma göre kendini konumlandırmaya çalışıyor. İzlemeye değer bir süreç doğrusu.

Soğuk kış günlerinin başladığı Ankara’da siyasetin sıcak gündemleriyle ısınmak yakıt faturalarımızı düşürür mü dersiniz?

Kalın sağlıcakla.

Yorumunuzu Paylaşın

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.