Künye Reklam
Menü
O BİR BOMBACIYDI | Hüseyin DEĞİRMENCİ
Hüseyin DEĞİRMENCİ

komodor6161@hotmail.com

O BİR BOMBACIYDI

Trabzon’un bağrından, Trabzonspor’un alt yapısından, buranın ekmeği ile suyu ile arzusu, hırçınlığı ve kendine has özel yetenekleri ile yetişti,

Eşi benzeri olmayan, o tarihten bu tarihe dek eşi benzeri henüz yetişmeyen bir yetenekti o, öyle bir özelliklere ve yeteneklere sahipti ki, bugüne kadar dünyanın en önde gelen ve futbolcu yetiştiren ülkeleri bile onun gibisini henüz yetiştiremedi.

Dünyanın en üst düzey ligleri bile, onun kalitesinde oyuncu izlemedi, o hep Türkiye’yi Trabzonspor’u tercih etti çünkü oda bordo mavi renklere aşıktı, yaşı epey ilerledikten sonra kısa bir dönem Almanya  Bundesliga da futbol oynadı ama o burayı özledi, buradaki bütün taraftarda onu özledi, bu hasret fazla sürmeden yuvasına geri döndü.

Anne babalar bir dönem yeni doğan erkek çocuklarının isimlerine hep onun adını verdiler, çünkü o artık bir efsane idi.

Evet Trabzon’un ve ülkemizin yetiştirdiği ender ve süper yetenekleri olan Hami MANDIRALI’dan bahsettiğimi çoktan anlamışsınızdır herhalde.

Hami inanılmaz yetenekleri ile taraflı tarafsız bütün futbol severlerin taktirini toplamış, üstün bir yetenekti, çok erken yaşlarda Trabzonspor A takımına yükseldi, hatta A takıma yükselmeden adı Trabzon camiasında fazlası ile duyuluyordu.

A takıma katıldığı ve ilk onbirde sahaya ilk çıktığı maçta, hemen farkını göstermişti ve golünü kaydetmişti, zaten adını sıkça duyan Trabzonspor taraftarı hemen onu bağrına bastı, ilerleyen yıllarda Hami bu taraftarı oldukça mutlu eden golleri peşi sıra kaydetti.

Çoğu zaman direk santrfor oynatılmadı, sağ ve sol ayaklarını okadar güzel ve her iki ayağınıda aynı kalitede okadar müşiş kullanıyorduki, hocaları onu hep sağ ve sol kanatlarda açık olarak kullandılar, çünkü müşiş adam eksiltme, çalım, asist, ve adrese teslim ortalar yapıyorduki, santrafora sadece dokunmak kalıyordu, bu özelliklerinin yanında farklı ve en önemli özelliği olan şut atma özelliği vardı ki, dillere destandı, çünkü Hami, mesafe tanımaksızın ve mevki tanımaksızın her iki ayağıylada okadar süratli şutlar, yani frikikler kullanıyorduki, frikik olduğunda yarı penaltı olmuş gibi trübünler seviniyordu. 

Hami de hiç affetmiyor ve gereğini yapıp yüksek ihtimalle bunu gole çeviriyordu, şutları çok sert olan Hami topun başına geçtiğinde, herkes karşısına baraja geçmek istemiyordu korkuyordu, çünkü çok defa zor anlar yaşattığı oyuncular mevcuttu, hatta iki sefer çektiği şutlar ağları delmişti, bu güne kadar onun kadar süratli şut çeken futbolcu henüz olmadı. 

Dedim ya, bunu haybiye demedim, çünkü kayıtlarda var, dünyanın en süratli şutu Hami’ye ait, hala bunu geçebilen olmadı olmasıda çok zor görülüyor, bu golünü Almanya’da Bundesliga top koşturduğu zaman, Schalke 04 forması altında bir frikikte kaydetti, yaklaşık 40 metreden tamı tamına 269 km. süratle giden top gol olmuştu, ertesi gün bütün spor kamuoyu bu inanılmaz golü yazdı ve konuştu.

Bu füze gibi golü yiyen kaleciyi, baraj kurdurmadı diye absürt bir şekilde eleştiren gazeteciler, o golü yiyen kaleci tarafından en ağır şekilde eleştirilirken, kaleci kendini şu ifadelerle savunuyordu, futbol tarihinde 40 metreden atılan frikiğe kim baraj kurdurduki bende kurdurayım, ayrıca futbol tarihinde 269 km. İle kim frikik attıki, bende Hami’den bunu bekleyeyim, saçmalamayın Hami’yi taktir edin diye ifadelerde bulundu. 

Ayrıca takımın penaltıcısı Hami futbol kariyerinde hiç penaltı kaçırmadı desek yeridir, ben bir tane kaçırdığını hatırlıyorum, mesela o kaçan penaltı, Hami birtanede plase denemek istemiş ve o penaltı kaçmıştı. Hami penaltıları frikik gibi çok sert kullanırdı kalecilerin köşeyi tespit etmeleri fayda etmiyordu, kaleci top ya gol olduktan sonra otarafa yatabiliyordu, yada topa değseler bile golü engelleyemiyorlardı, okadar sert geliyordu ki toplar bunu kurtarmak imkansızı.

Belki şunu diye bilirsiniz, bu kadar müşiş oyuncu neden Trabzonspor’da şampiyonluk ve gol kırallığı yaşamadı diye, haklısınız yaşamadı, ama bunlarında sebepleri vardı, gol kralları genelde İstanbul üç büyüklerinden çıkıyordu o dönemler, Hami yılda ortalama 20-25 gol atıyordu bunun belki 2-3 tanesi penaltıdan oluyordu, ama gol kralı olan İstanbul’un büyük takım oyuncuları yılda ortama 25-30 gol atıyorlardı bu sayınında ortalama 10-12 tanesi penaltıdan geliyordu, ne demek istediğimi anladınız umarım. 

İşte şampiyonluk da bu ve buna benzer sebeplerden gelmiyordu, para ve futbolun baronları şampiyonluğun İstanbul’dan dışarı çıkmasını istemiyorlardı ve elinden gelen herşeyi yapıp, şike, teşvik ne varsa devreye sokup İstanbul’un dışına şampiyonluğu çıkarmıyorlardı, sanırım Hami neden Trabzon’da gol krallığı ve şampiyonluk yaşamadığını anlatabilmişimdir.

Ayrıca Hami, İstanbul takımlarının herzaman transfer listelerinde bulunuyordu ve o burayı hiç bir zaman paraya sebep bırakıp gitmedi, gitmiş olsa idi kanımca, yılda ortalama 35-40 gol atar ve çok sayıda gol krallığı ve şampiyonluğu da olurdu, hatta İstanbul bile onu elinde tutamaz Avrupa’ya çoktan uzanırdı.

Hami kariyeri boyunca, daha çok kanat oyuncusu olarak oynamasına rağmen  Trabzonspor’un Avrupa kupalarında en fazla gol atan oyuncusu oldu, ayrıca Hami toplamda 273 gol ile Trabzonspor’un en fazla gol kaydeden oyuncusu oldu.

Hami, futbolu Trabzonspor’da bıraktı ve futbolun içinde kalarak teknik adam olarak hizmete devam etmektedir, bir ara Trabzonspor teknik direktörü olarak görev aldı, o dönemin talihsizlikleri onunda talihsizliği oldu ve bazı nedenlerden dolayı görevinden ayrıldı, hiç önemli değil o daha çok genç, inanıyorum ki, yolu bir gün Trabzonspor ile tekrar kesişecek ve burada başarılı olacaktır.

Biz Hami ile hep gururlandık, mutlu olduk onu çok sevdik, o bizim öz evladımızdır, ayrıca dünya futbolundaki gururumuzdur.

Ona, bütün bu başarı, yetenek ve frikik gollerinden dolayı, Trabzonspor taraftarı BOMBACI HAMİ ismini koymuştu ve bütün dünya da onu öyle tanıdı, onun için hiç bir şey tesadüf değildi, o hep çalışarak ekstra idmanlarla bu başarıları ve ünvanı elde etti ve kalite asla tesadüf değildirin örneğini sergiledi.

Hami hocaya bundan sonraki hayatında başarılar dilerim, onu en kısa zamanda tekrar futbolun içinde görmeyi arzu ederek selamlarımı ve sargılarımı sunarım.

(2010-11 ŞAMPİYONU TRABZONSPOR)


        YORUMUNUZU PAYLAŞIN



Bu yıl sizce hangi takım şampiyon olur?

Bu yıl sizce hangi takım şampiyon olur?