Künye Reklam
Menü
KARAKTERSİZ VE KALİTESİZ FUTBOL | Hüseyin DEĞİRMENCİ
Hüseyin DEĞİRMENCİ

komodor6161@hotmail.com

KARAKTERSİZ VE KALİTESİZ FUTBOL

Ben bir futbol sever olarak, ayda ortalama 24’ü banko olmak üzere 32 tane futbol müsabakası izliyorum.

Bu müsabakaların kategorileri farklılıklar gösterebiliyor, çoğunluğu Süper Lig’den olmak üzere, 1.Lig’den, İngiltere premier Lig’inden, Almanya Bundesliga’dan, İtalya serie A’dan, İspanya Pirimera Lig’den Zaman zaman da 2. ve 3. Lig’lerimizden maçlar izlemekteyim.

Şunu samimiyetimle söyleyeyim, En kalitesiz ve en karaktersiz futbol bizim ülkemizde oynanıyor.

Şimdi bir kaç cümleyle bunlardan size bahsetmek istiyorum, aşağıda sayacağım nedenler bizim futbol kalitemizi de, kişiliğimizi de, elde edemediğimiz başarılarımızı da etkilemektedir.

Bir müsabaka sırasında, müsabakayı oynayan takımların hedef durumuna göre, entrikalar boyut değiştirmektedir.

Bu müsabakalardaki entrikalar, ya yöneticiler tarafından, ya futbolcular tarafından, ya teknik ekip tarafından, ya da hakemler tarafından yapılmaktadır.

Bu saydığım dört ana entrika unsurunun birincisi olan yönetici tarafından biraz bahsetmek istiyorum.

Eğer yöneticisi olduğu takımın şampiyonluk, Avrupa Kupaları, Lig’de kalma gibi bir hedefe oynuyorsa, duruma göre de entrikalar şekil alıp hal değiştirmektedirler.

Örneğin, maçına atanan hakemi etkilemek adına basın da verdiği çarpıcı demeçler, Maçın hakem triosunun, maçtan evvel ve Maç anında, taciz edilmesine, rakip takımın oyuncuları hakkında yalan yanlış beyanlar verilmesine, olmayan transfer dedikodularına basına yansıtılmasına ve Teşvik-şike gibi ihtiyaç durumlarında para transferlerinin sağlanmasına, hep, Önayak olmuşlardır.

entrika senaryolarının ikinci unsuru teknik ekipler, maçın durumuna göre, oyuncusunu oynatmamak, Hiç kullanmadığı taktikle sahaya çıkmak, oyuncularının moral motivasyon açısından lazım olanı verememek, rakip takım oyuncuları ve hocalari İçin etkileyeci röportajlar vermek.

Entrikaların üçüncü ayağı, hakemler.

Bu ayak bizim ülkemizde çok önemli, entrikaların en büyüğü bunlar üzerinden yapılmaktadır maalesef, Takım tutma, görmesi gerekeni görmeme, vermesi gerekeni vermeme, vermemesi gerekeni verme, göstermesi gerektiğini göstermeyip ,göstermemesi gerektiğini göstermek gibi Bir sürü etkileyici yönleri var. 

VAR sistemi, elektronik ve pahalı bir sistem olmasına istinaden getirilip yerleştirildi, hakemlerin hizmetine sunuldu, buna rağmen, yanlış kararlar verme, eskiden göremedi bu nedenle veremedi mazeretine sığınanlar, Şimdi gördüğü halde vermediğini gördükçe, utanmak yerine pişkin pişkin onları hala savunmaktadırlar.

Geldik Entrikaların dördüncü ayağı ve görsel olarak en önemli ayağına yani futbolculara.

Milyon Euro yada dolarlar kazanan bu futbolcular, aldıkları paranın sonuna kadar hakkını verip, İzleyenlere, taraftar kitlesine görsel bir şov sunmaları beklenirken, maç içerisinde hedefleri yönünde, birazda karakterlerini yansıtarak, futbolu çirkinleştiremektedirler.

Avrupa’nın önde gelen lig’lerinde, kolay kolay göremeyeceğiniz bir sürü can sıkıcı olay yaşarsınız ve görürsünüz saha içerisinde maç esnasında.

Bunlar, oyunu soğutmak adına yapılan, sakatlık numaraları mı ararsın, rakip meslektaşlarına yaptıkları çirkin davranışlarımı ararsın, ağızlarından hiç eksik olmayan milyonların gözü önünde, ekranlara karşı ettikleri küfürleri mi ararsın, yaptıkları el kol hareketi ve saygısızlıklar mı ararsın ne ararsan bu oyuncular da var maalesef.

Futbol sever ve izleyicisi olarak, futbolcuların bu hal ve davranışları, Yöneticilerin entrikaları, teknik ekipler ve hakemlerin bize yanlış yaptıklarını ve hakkımızı yediklerini düşünüyorum.

Ben parasını ödeyip maça gidiyorum, ya da parasını ödeyip yayıncı kuruluşdan dekoder alıp evime takıyorum, ya da maçların yayınlandığı kahvehanelere gidip ücretini ödemek kaydıyla bu maçları izliyorum.

Ama ödediğim ücretin ve harcadığım mesainin üzerine bir de ölümüne verdiğim sevginin, karşılığını alamadığımı düşünüyorum, Bu konuda yönetici, teknik heyet, hakemler ve oyuncular benim hakkımı yedigini düşünüyorum. Tabi bu onların hiç umurunda değil, zaten umurunda olsa herkes işini dörtdörtlük yapmaya çalışır, elinden geldiğince en iyisini verir ve böyle entrikalar ortaya çıkmaz, benim de hakkımı yememiş olurlar, Ayrıca futbolumuza kalite gelir, bu kaliteyle birlikte de inanıyorum ki her alanda başarı gelir.

Her türlü entrika film fırıldak bizim futbolumuz da var, olmaya da devam edecek maalesef ve Öyle zannediyorum ki bu hiçbir zaman değişmeyecek.

Ülkemizde oynanan bir futbol müsabakası ile, Avrupa’da oynanan bir futbol müsabakası arasında inanılmaz kalite farkları olmaktadır.

Avrupa’daki müsabakalar, profesyonelce ve hakkını vererek yapılmaktadır.

Türkiye’deki müsabakalar, entrikalar, üçkağıtçılıklar, kalitesizlikler ve amatörce oynanmaktadır.

Bu nedenle Edirne kapıyı 1 metre öteye geçememekdeyiz. Çünkü burada elde edilen başarılar sanal olduğu için, Avrupa’da yol kat etmek mümkün olmamaktadır.

Bu olumsuzluklar nedeniyle, Türk futbolu maalesef hak ettiği değeri bulamamaktadır. Bu böyle devam ettiği sürece de mümkün değil bulamayacaktır ve Özlenen hep hayali kurulan başarılar asla gelmeyecektir.

Evet gerçekten çok üzücü ülkemizde futbol içleracısı, baştan aşağıya komple sistem değişmedikçe zannedersem bu kalitede değişmeyecek.

Çok acıdır, ülkemizde şampiyon’da, Lig’den düşende, kupa kazananda güç odaklarının entrikalarıyla belirleniyor. Burada en saf ve günahsız olan ama bütün faturayı ödeyende maalesef taraftar oluyor.

(2010-11 ŞAMPİYONU TRABZONSPOR)


        YORUMUNUZU PAYLAŞIN