Künye
Menü
DAVUTOĞLU  NEDEN İSTİFA ETTİ ? | Hayrettin Turan
Hayrettin Turan

hayrettinturan@hotmail.com

DAVUTOĞLU  NEDEN İSTİFA ETTİ ?

MAYIS 2016'DA AHMET DAVUTOĞLU 
NEDEN İSTİFA ETTİ ?

29 Nisan 2016'da başlayıp 5 Mayıs 2016 tarihinde Davutoğlu'nun istifası ile noktalanan "Pelikan Olayı"nın yıl dönümü...

Doğrusu Davutoğlu'nun istifasının, "ANLAŞAMADILAR!" gerekçesinin dışında bir başka inandırıcı sebep göremedim.

Bu gerekçeyi de Davutoğlu'nun ifadelerinden anlıyorum

Pelikan Bildirisinden sonra 5 Mayıs'ta yaptığı konuşmada şunları söyledi:
✓ Pazarlık esasına dayalı makam kabul etmem.
✓ 4 yıllık sürenin daha kısa sürmesi inanın benim tercihim değildir, zaruretin neticesidir .
✓ Hiç terk etmediğim prensiplerim var. Hiç bir zaman makam talep etmedim. 
✓ Mutabakatın olmadığı yerde genel başkan adayı olmayı düşünmem. 
✓ MKYK'da alınan kararı refik olmakla bağdaştıramadım.(Yani arkadadaşlıkla bağdaştırmadı)

Bu ifadelerden Davutoğlu'nun, Erdoğan'ın yetki kullanımına müdahale ettiği ve kanunun çizdiği yetki sınırları içinde emir komuta zinciri olmadan icraat yapamadığını anlıyoruz.

Yani , "ben başbakan olarak kimseden emir almadan , doğru bildiklerime göre yönetmek istiyorum.," diyor.

Pelikan Dosyasında geçen eleştiri ve suçlamalar Davutoğlu'nu istifaya götüren yegane sebepler değildir. * 29 Nisan'da Parti'nin yetkili kurulları tarafından genel başkanın bir takım yetklerini geri almaları ,
* Güven sorunu
* 4 Mayıs'ta Erdoğan'la yaptığı görüşmenin ayrılmayı gerektirecek nitelikte olması

Davutoğlu'nun birden bire ayrılması tabi ki doğru olmadı. Ancak zamanla olayın diğer boyutlarını öğrendikten sonra fotoğrafın genel portresi ortaya çıkmış oldu.

Olayı basite indirgeyerek şöyle ifade edeyim.
Eğer Davutoğlu bu mücadelenin banisi, sorumlusu , başı ve yetkilisi olsaydı başbakan olarak ortaya koyduğu direnci anlar ve hak verebilirdim. Aksine Erdoğan ve hareketi sayesinde sıfırdan alınıp zirveye taşınan birinin sızlanması haksız ve vefasızlıktır.

Şimdi şu soruları soralım:

* Aynı reisin dış işleri bakanı iken emir komuta zincirine bağlı kalıyorsun da özel şartların gerektirdiği durumlarda senin asla gelemeyeceğin bir makama getirildiğinde neden prosedüre yapışıyorsun ve takım ruhunu görmezden geliyorsun?

* Erdoğan , özel şartlarda bu ülkenin kaderinde söz sahibi oldu. Kendilerini ülkenin sahibi gören zorba güçler Erdoğan'ı hiçbir şekilde sindiremedi. Bu karanlık ortamı dağıtıp meşru zeminin her şart ve durumda güvenle uygulanacağı bir zemine gelinceye kadar, parti içerisinden görev alacak arkadaşları ile farklı bir görev anlayışı uygulamak zorundaydı.

Yani makam, mevki, statü ve konum gözetmeksizin emir komuta merkezi tek yerden olacak ama inisiyatifler de istişare ile belirlenecek çerçevede kullanılacaktı.

Davutoğlu bu kültürün içinde yetişen biri olarak bu olayı çok iyi biliyordu. O zaman bu anlayışa uymayacak olan biri neden görevi kabul etti? Ya da görev alırken, "efendim, ben başbakan olursam tüm yetkileri kimseye sormadan kullanırım. Eğer bu durum uygun görülürse görev verin.." diye niye açıklamada bulunmadı?

* Bizim bildiğimiz Erdoğan kabinesini oluştururken emir komuta zinciri içinde herkesin görev ve sorumluluğunu net olarak tanımlar ve dikkatleri çeker. Aynı ikaz ve beyanla Davutoğlu defalarca muhatap oldu. Ama başbakan olunca neden bu talimatları görmezden geldi? Ya da bu talimatları bildiği halde neden görevi kabul etti?

Abdullah Gül başbakan yapıldığında sorumluluğunu yerine getirdi. Hatta kendisi başbakan iken Erdoğan sıradan bir vatandaş konumunda olmasına rağmen gerçek hiyerarşiyi bozmadı. Ancak ne zaman cumhurbaşkanlığı görevi bitip yeniden geri hizmet sırası geldi gurur ve enaniyeti devreye girdi.
Ya yeniden cumhurbaşkanlığı veya siyaseti bırakıp keyf çatmaya ayrılacaktı. Nitekim onu oraya taşıyan insanların arasına dönmektense kenara çekilip keyif çatarken fitne üretmeyi seçmiştir.

Bizi tanımıyanlar olayları dışardan gözlemlediği şekli ile değerlendirdiğinde olup bitenlerden dolayı Erdoğan'ı eleştirebilir. Bu normaldır. Ancak bu davanın bir neferi olan herkes bilir ki, Gül ve Davutoğlu gibiler kibirlendiler ve çarkın dışına atıldılar...

Pelikan Dosyası bir 'Bizans oyunu"imiş veya değilmiş , çok önemli değil. Sonuçta Davutoğlu'nun bizzat kendi ifadesi ile ; bir antlaşmazlığın , görev ve sorumlulukların kullanılması meselesinden kaynaklanan bir istifa ve ayrılmadır.

Günahı da ve sevabı da kendine ait bir talihsiz olaydı.


        YORUMUNUZU PAYLAŞIN