Ülke olarak yaşadığımız zor günlerin elbette bir evveliyatı vardı. Cemaat denen bu kanser hücrelerinin, yıllardır girmeye çalıştığı devlet damarlarından birden bire sökülüp atılması mümkün olmayan bir hal almıştı.
28 Şubat'ta merhum Necmettin Erbakan'a yapılan darbede medyada ajitasyon yapan ama kapalı kapılar ardında darbecilere destek veren kripto bir yapıydı. Darbeciler 28 Şubat sonrası İmam Hatiplerin kapatılacağını, din eğitimi ve bazı konularda bir takım kısıtlamalar uygulanacak olduğunu ifade ettiklerinde bu cemaatiz diyen terör örgütü yöneticileri ellerini ovuşturmaya başlamıştı. Nitekim bu terör örgütü toplumu çocuklarını artık kendi okullarına, dershanelerine ve yurtlarına göndermelerinin darbecilere cevap olacağı yönünde yalanlar çıkararak masum halkı kandırmaya başlamışlardı.
Yıllarca bu şekilde insan kaynaklarını kendi okullarında ve yurtlarında toplayan cemaat takiye uygulamak suretiyle ufak ufak da olsa üniversiteler, askeriye, emniyet, Milli İstihbarat Milli Eğitim ve Sağlık Bakanlığı başta olmak üzere Devlet kadrolarının tamamında paralel yapıyı oluşturmaya başlamıştı.
Bu terör örgütünde lider sıfatını taşıyan elebaşı, yıllar sonra bu sefer dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'a "imam hatipler kapatılsın benim eğitim kurumlarım bu hizmet için yeterlidir. Böylelikle 28 Şubat'tan süregelen İmam Hatipler ve başörtü yasağı meselesi ortadan kalkar" demişti. Bu ifade ile birlikte 28 Şubat'ın failleri arasında olduğunu ortaya koyduğu gibi hiçbir zaman da devlet için mücadele etmemiş bir yapı olduklarını göstermiş oldular.
17/25 Aralık sonrası bu örgütü hala hizmet olarak görenler, yanında olanlar ve destek çıkanlar; maalesef 15 Temmuz gecesi nasıl vahim bir durum içerisinde olduklarını anladılar.
Bedel ödemiş olan bir milletiz yine bedel ödemeye bedeller ödemeye hazır bir milletiz.
Velhasıl her an "Şehadete hazır' yaşayan bir milletiz.

