Künye Reklam
Menü
Anahtar Türkiye'nin elinde! | Öğr. Gör. Halil İbrahim ALBAYRAK
Öğr. Gör. Halil İbrahim ALBAYRAK

ibrahim.albayrak@uiarastirmalari.com

Anahtar Türkiye'nin elinde!

Napolyon, bir ulusun coğrafyasını bilmenin onun dış politikanı bilmek olduğunu da 
söylemiştir. Uluslar arası ilişkiler tarihinde jeostratejik ve jeopolitik hakimiyet iddiaları ve 
çekişmeleri siyasi anlaşmazlıkların odağıdır. Daha büyük toprak elde etmenin ulusal tatmini 
veya kutsal toprakların kaybından doğan ulusal yoksunluk duygusu, milliyetçiliğin doğuşundan 
bu yana yapılan kanlı savaşlarının çoğunun da nedenidir. Bölgesel yayılmanın ve şimdilerde 
ise ekonomik sebeplerin mazeret edilerek, ulus olmayan-devletlerin saldırgan davranışlarını 
yönlendiren temel güdü olduğunu söylemek abartı değildir. Bu iddiamın tersi Çin Halk 
Cumhuriyetidir ki Ulus Devlet örneğidir.
Unutmadan not düşeyim Ulus Devlet olarak Çin, Türkiye, Japonya, Almanya dışında 
tanımlama yapamıyorum tarihsel olarak incelediğimde. Ulus-devletler veya kendini ulus-devlet 
olma yönünde yoğuranlar dünya sisteminin temel birimi olmaya devam etmektedirler. Büyük- 
güç milliyetçiliğinin gerilemesi ve ideolojinin sönmesi küresel politikaların duygusal içeriğini 
azaltmıştır. Yinede toprağa dayalı rekabet, daha uygar olma eğilimi taşısa bile, hala dünya 
ilişkilerinde en önemli yeri tutmaktadır. Bu rekabette coğrafi konum, bir ulus devletin dış 
önceliklerinin tanımı için halen bir hareket noktasıdır. Ulusal toprakların büyüklüğü de statü ve 
gücün önemli ölçütlerinden birisi olmaya devam etmektedir. Son zamanlara kadar 
jeopolitikanın önder analizcileri, kara gücünün deniz gücünden daha önemli olup olmadığını ve 
Avrasya’nın tümünün kontrolünü kazanmak için kıtanın hangi bölümünde hakimiyet kurulması 
gerektiğini tartıştılar. 
ABD için Avrasya stratejisi jeostratejik açıdan dinamik devletlerin amaca yönelik 
yönetimini ve jeopolitik olarak katalizör devletlerin dikkatle el altında tutulmasını içerir. 
Jeostratejik oyuncular ve jeopolitik eksenler etkin jeostratejik oyuncular, mevcut jeopolitik 
ilişkilerin durumunu Amerikanın çıkarlarını etkileyecek derece değiştirmek amacıyla sınırlara 
ötesinde güç uygulama yada etkide bulunma yeteneğine ve ulusal irade sahip olan devletlerdir. 
Jeopolitik eksenlerin önemleri güç ve motivasyonlarından gelmez, önemleri daha çok 
hassas konumlarından ve jeostratejik oyuncuların davranışlarının potansiyel olarak hassas 
durumlarında doğuracağı sonuçlardan kaynaklanır. Çoğunlukla jeopolitik eksenler coğrafyaları 
ile belirlenir. Bazı durumlarda jeopolitik eksen önemli bir devlet, hatta bir bölge için koruyucu 
bir kalkan gibi davranabilir. Mevcut küresel koşullarda, Avrasya’nın yeni jeopolitik haritasında 
kilit önemdeki en az altı stratejik oyuncu ile beş jeopolitik eksen belirlenebilir. Fransa, Almanya, Rusya, Çin ve Türkiye büyük ve etkin oyunculardır; öte yandan İngiltere, Japonya 
ve İran da çok önemli ülkeler olmakla birlikte bu şekilde nitelendirilmezler. Ukrayna, 
Azerbeycan, Güney Kore, Suudi Arabistan kritik olarak önemli jeopolitik eksen rolünü 
oynarlarken Türkiye de bir ölçüde, sınırları belli olmayan kapasitesi dahilinde aynı zamanda 
jeostratejik olarak da etkindir.
Amerikanın Avrupanın birleşmesine desteğinin derecesi konusundaki belirsizlik, 
AB’nın nasıl tanımlanacağı, özellikle, eğer herhangi bir ülke lider olacaksa bunun kim 
olacağına kadar uzanır. Washington, Avrupanın birleşmesine karşın Londra’nın muhalif tavrına 
caydırıcı davranmamıştır. Ancak Washington – Fransa yerine -  Almanya’nın Avrupa önderi 
olması konusundaki net tercihini ortaya koymuştur. Bu, Fransız politikasının geleneksel 
hamleleri düşünüldüğünde anlaşılabilir. Ama bu tercih Almanya’nın önünü kesme amaçlı 
taktiksel Fransız – İngiliz işbirliğinin zaman zaman ortaya çıkışını da, Amerika – Almanya 
koalisyonunu engellemek için arasıra Fransa’nın Moskova ile flört etmesini de desteklemiştir 
ki önümüzdeki süreçte bunu Suriye özelinde görebiliriz. 100 yıl önceki Sykes Picot u bizde 
unutmadık Rusya ve Fransa da…
Tam anlamıyla birleşmiş Avrupa’nın ortaya çıkışı, Amerika ve Avrupa arasındaki temel 
bağ olan NATO müttefikliğinin yapısında ve sürecinde belirgin değişiklikler gerektirecektir. 
NATO hem Avrupa meselelerinde ABD etkisinin uygulanımı için temel mekanizmadır hemde 
siyasi olarak kritik olan Batı Avrupa’da Amerikan askeri mevcudiyeti için temel teşkil 
etmektedir ve olmazsa olmazdır bir hegemon güç için.
Amerikanın Avrupa konusundaki uzun menzilli jeostratejisi, Avrupa’nın birliği ve 
Avrupa ile gerçek ortaklık  konularını açıkça ifade etmek zorunda kalacaktır ve Türkiye bu 
konuda kilit noktadır.
AB doğuya doğru ne kadar genişleyecektir? AB’nin doğu sınırı NATO’nun doğu 
sınırıyla eş anlamlı olmak zorunda mıdır? İlk soru daha çok Avrupalıların kararı ile ilgilidir. 
Ama Avrupalıların bu konudaki kararı NATO’nun kararları ile doğrudan ilişkilidir. Ancak 
ikinci soru ABD’yi ilgilendirir ve ABD’nin NATO’daki sesi hala belirleyicidir. Orta Asya’nın 
geniş ve jeopolitik olarak kaygan zemininde başka bir temel belirsizlik yatmaktadır. Bu 
belirsizlik Türkiye ve İran eksenlerinin potansiyel hassaslıklarıyla daha da artmaktadır. Türkiye 
harici kinle kıvranan ve rekabet halindeki güçlü komşularla çevrelenmiş bu devasa alan muhtemelen hem ulus devletler hemde uzayıp giden etnik ve dini kökenli şiddet için temel bir 
savaş alanı olacaktır ve belirleyici güç yine Türkiye olacaktır.
Çok önemli bir jeostratejik konuda Çin’in temel bir güç olarak ortaya çıkmasıdır. Bunun 
en cazip sonucu demokratikleşen ve serbest piyasayı benimseyen Çin’in daha büyük bir Asya 
çevresel işbirliği içine alınması olabilir.
Bir Kuşak Bir Yol Projesi nin neresinde olmalı Türkiye? Bence tam da ortasında hatta 
kısmi ortağı olmalıdır…Okurken garip gelebilirse de size, kesinlikle bu jeopolitik eksende Çin’ 
i kontrol altında tutabilecek tek güç Türkiye’dir.
ABD’nin Çin ile ilişkilerinin idaresin, kaçınılmaz olarak, Amerika-Japonya-Kore 
üçgeni güvenlik ilişkilerinde doğrudan sonuçları olacaktır. 
Potansiyel olarak en tehlikeli senaryo Çin, Rusya ve beklide İran’ın büyük 
koalisyonudur. Aynı şekilde oldukça uzak ama tamamen dışlanamayacak bir olasılıkta ister 
Almanya-Rusyakoalisyonu ister Fransa-Rusya işbirliği ile olsun, büyük Avrupa ittifakıdır. Her 
ikisi içinde net tarihsel örnekler mevcuttur. Eğer Avrupa’nın birleşmesi durur ve Avrupa- 
Amerika ilişkileri ciddi şekilde kötüleşirse bu koalisyonlardan herhangi biri oluşabilir…. 

 


        YORUMUNUZU PAYLAŞIN