Künye
Menü
Liyakat Sistemi | Prof. Dr. Ekrem Cengiz
Prof. Dr. Ekrem Cengiz

ekremcengiz@gmail.com

Liyakat Sistemi

 

Yükseköğretim Kurulu (YÖK), öğretim üyesi arayan üniversiteler ile yükseköğretim kurumlarında branşına uygun kadro arayan akademisyenleri bir araya getirecek bir platform kurdu. Bu platform gerçekten adam kayırma ve iltiması engelleyebilecek şeffaflığı sağlayacak mı? Sistemin nasıl işlediği zamanla görülecek ve karar verilecek. Sayın Cumhurbaşkanımızın kamu personel alımlarında hakkaniyetin sağlanacağı ve birkaç kurum hariç sözlünün kaldırılacağı beyanından sonra ilk adımı atan kurum YÖK oldu. YÖK bu anlamda kendisinden bekleneni yaptı ve yenilik hızında diğer kamu kurumlarını geçti. Fakat gönül isterki ülkemizde akla ve hakka uygun yenilik ve değişiklikler birisinin söylemesine gerek kalmadan gerçekleşsin. Kamu kurum yöneticileri kendi vicdan ve akıllarını kullanarak ve insiyatif alarak doğruyu yerine getirsinler. Bu anlamda Cumhurbaşkanımız değişim ve dönüşümün öncüsü olmaya devam etmektedir. Diğer kamu kurum yöneticilerinin de YÖK’ün yaptığı girişime benzer hakkaniyetli yeniliklerini bekliyeceğiz. YÖK’ün gerçekleştirdiği bu iyi niyetli yeniliğin başarısızlıkla sonuçlanmaması ve algılanan adalet duygusunu tatmin edebilmesi açısından bazı önerilerimiz olacak. Öncelikle bu sistem zorunlu değil, yani üniversiteler doktoralı akademik personel ilanlarına isterlerse bu sistem üzerinden çıkmayabilirler. Bahar aylarında üniversiteler akademik ilanlara çıkmaya başlarlar. İzleyelim bakalım kaç üniversite bu platformu kullanacak. Zorunlu olmadığı için çoğu üniversite eski yöntemi kullanacaktır. Diğer açıdan bakılacak olursa bu platform sadece doktora mezunlarının alımlarını içeriyor. Doktor öğretim üyesi alımlarında sözlü-yazılı şartı yok (ders anlatımı hariç), fakat öğretim görevlisi, araştırma görevlisi alımlarında %30 civarı yazılı giriş sınavı şartı var. Dolayısıyla üniversitelerin bu iki kadroya başvuranlar açısından daha hesap verebilir olmaları gerekmektedir. Neden üniversitelerin bütün akademik kadro ilanları (Prof, Doç, Dr. Öğretim Üyesi, Araştırma Görevlisi, Öğretim Görevlisi vb) bu platform üzerinden yapılmıyor? Giriş imtihanı (yazılı imtihan) nesnel anlamda gerçekleştiriliyor mu? Bu sorunun cevabı akademisyenlere yapılacak bir anketle kolayca tespit edilebilir. Ama malumun ilanından başka bir sonucu olmayacağı şimdiden belli. Cumhurbaşkanımız boşuna kamu alımlarında sözlü kalkmalı demedi. Denilebilir ki sözlü ve yazılı aynı şey değil. Aslında niyete göre sonucu aynıdır. Kamu alımlarında ÖSYM benzeri merkezi imtihanlar hariç her imtihan şaibelidir. Sözlü kesinlikle subjektif ve ahlaki değildir. Batıda başarılı bir şekilde uygulanan sözlü ve yazılı imtihanlar neden ülkemizde uygulanmıyor sorusunun cevabı ahlaki bozukluğumuzda gizlidir. Herkes bilir ama kimse konuşmaz, biri çıkıpta kral çıplak demez. Başkasının hakkı yenilirken susan vicdanlar kişinin şahsi hakkı gasp edilirken bağırmaya başlar. Bencilliğin bireycilik olarak algılandığı, hak ve adaletin sadece işimize gelince aklımıza geldiği, vicdanların güç, makam, para ve çıkar ilişkileriyle zedelendiği, bilinçsizliğin, duygularıyla hareket edip aklın kullanılmadığı fikri zeminin yoğun olduğu bir ülkenin evlatları olarak belkide her süreci şeffaflaştırmanın ana yolu merkezileştirmektir. Merkezileştirmenin avantajı sürece giren unsurların azalması ve kontrol etmenin kolaylaşmasıdır. Batıda her üniversite lisans öğrencisini kendi yaptığı imtihanla alır. Bu yöntem ülkemizde uygulanamaz, çünkü torpil, iltimas ve rüşvetten baş kaldıramayız. Ülkemiz için üniversiteye girişte en iyi yöntem hala ÖSYM’nin imtihanlarıdır. Yüksek Lisans ve doktora alımlarında da üniversiteler ÖSYM’nin yaptığı imtihanların bazılarını değerlendirmeye alıyorlar. Fakat üniversiteler farklı oranlarda yazılı giriş imtihanı yapıyorlar. Bazı üniversitelerde tam objektifliği sağlamak için giriş imtihanını kaldırarak sadece nesnel verilerle (lisans ortalaması, ALES puanı vb) lisans üstüne öğrenci alıyorlar. Belkide lisans üstü alımlarında merkezi sistem kullanılmalı, objektif kriterler kullanılarak adayın hak ettiği üniversitenin ilgili lisans üstü programa kayıt hakkı sağlanmalıdır. Diğer bir konuda profesör ve doçent kadroları. Bazı üniversiteler belli görüşlerin, belirli çıkar kadrolarının yuvası olmuş, kendileri gibi düşünmeyen ve olmayan akademisyenleri üniversitelerine almıyorlar. Cumhurbaşkanımızın bu tip üniversitelere rektör atarken çıkan yaygaraları dikkate alırsanız bir akademisyenin bu tip üniversitelere girişinin ne kadar zor olacağını takdir edersiniz. Öğretim Üyesi ile ilgili bütün kadrolar YÖK tarafından merkezi bir sistemle yapılırsa bu tip kadrolaşmaların önüne geçilebilir. Mesela, öğretim üyesi alımlarında yayın sayısı, atıf sayısı veya daha da iyisi google schoolar’ın indeksleri kullanılabilir. Bütün akademik alımların YÖK liyakat projesi kapsamında daha da geliştirilmiş ve ölçütlendirilmiş bir yapıyla gerçekleştirilmesi ve bunun zorunlu tutulması hakkaniyet ve liyakatin diğer kamu kuruluşları açısından güzel bir örneğini sunabilir. 


        YORUMUNUZU PAYLAŞIN



Yazarın Diğer Yazıları

Tüm Yazılarını Göster