Künye
Menü
Bakan Pakdemirli: “Anayasamız söyler, ’Yanan alanlar tekrar ağaçlandırılır ve başka amaçla kullanılmaz.’ Nokta” | Gündem Haberleri

Bakan Pakdemirli: “Anayasamız söyler, ’Yanan alanlar tekrar ağaçlandırılır ve başka amaçla kullanılmaz.’ Nokta”

Bakan Pakdemirli: “Anayasamız söyler, ’Yanan alanlar tekrar ağaçlandırılır ve başka amaçla kullanılmaz.’ Nokta”

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, yanan alanların tekrar ağaçlandırılarak yeşil vatanın bir parçası haline getirileceğini belirterek, “Anayasanın 169’uncu maddesi bize şunu net olarak söyler; ‘Yanan alanlar tekrar ağaçlandırılır ve başka amaçla kullanılmaz.’ Nokta“ dedi.

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, yanan alanların tekrar ağaçlandırılarak yeşil vatanın bir parçası haline getirileceğini belirterek, “Anayasanın 169’uncu maddesi bize şunu net olarak söyler; ‘Yanan alanlar tekrar ağaçlandırılır ve başka amaçla kullanılmaz.’ Nokta“ dedi.
Orman Genel Müdürlüğü (OGM) tarafından Ankara Kızılcahamam’da bir otelde “Küresel Isınma ve İklim Değişikliği Sürecinde Orman Yangınları Çalıştayı” düzenlendi. Yangın öncesi, sırası ve sonrası başta olmak üzere ulusal ve uluslararası iletişim konularının değerlendirileceği çalıştaya Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin yanı sıra Bakan Yardımcısı Akif Özkaldı, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyon Başkanı Yunus Kılıç, Orman Genel Müdürü Bekir Karacabey, üniversitelerden akademisyenler, sivil toplum kuruluşları, Tarım ve Orman Bakanlığı ile Orman Genel Müdürlüğü’nün ilgili birimleri, ilgili bakanlıkların ve mahalli idarelerin temsilcileri katıldı. Üç gün sürecek çalıştayda ‘Orman yangınlarında iletişim ve kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi’, ’Orman yangınları ile mücadelede teknolojik gelişmeler ve inovatif yaklaşımlar’ ve ’Akdeniz ülkeleri yangın birliğinin kurulması’ konuları ele alınacak.
Bakan Pakdemirli, konuşmasına başlamadan önce slayttan hazırlanan yangın duvarı için temsili bir tuğla koydu. Bakan Pakdemirli konuşmasında, 28 Temmuz’da başlayıp 17 gün süren büyük orman yangıları yaşandığını hatırlatarak, “Bu süreçte ilk olarak Antalya Manavgat’ta başlayan, daha sonra Muğla, Isparta illeri başta olmak üzere 54 ilimizde yaklaşık 300 orman yangını ve 255 kırsal alan yangınına müdahale ettik” dedi.
Söz konusu orman yangınlarında 11 orman personelinin şehit olduğu bilgisini veren Bakan Pakdemirli, “14 Ağustos’ta Kahramanmaraş’ta çıkan yangına müdahale ederken düşen uçakta ise üçü Türk toplam sekiz mürettebat hayatını kaybetti. Bu büyük afette aziz milletimiz de ormanlarımız için tek yürek oldu. Evindeki tırmıkla, hortumla, kovalarla binlerce vatandaşımız bizlere destek verdi” dedi.

“Bu yılki temmuz ayı son 142 yılın en sıcak temmuz ayı olarak tarihe geçti”
Son 10 yıllık verilere bakıldığında çıkan yangınların yüzde 90’ının insan kaynaklı olduğunu belirten Bakan Pakdemirli, “Ama bu yangınların yayılma ve büyüme hızı daha çok iklimle ve meteorolojiyle ilgili. Bildiğiniz üzere iklim değişikliğinin etkilerini artık daha şiddetli hissediyoruz. Bu etkiler, bazı bölgelerimizde aşırı yağış ve sel afeti, bazı bölgelerinde kuraklık ve bazı bölgelerimizde ise büyük orman yangınları olarak karşımıza çıkıyor. Bu yılki temmuz ayı dünyada son 142 yılın en sıcak temmuz ayı olarak tarihe geçti” diye konuştu.

“İklimden daha hızlı değişmek zorundayız”
Ege ve Akdeniz bölgelerinde temmuz ayı ortalama sıcaklığının 27 derecelerde, nemin yüzde 50’lerin üzerinde, rüzgar hızının ise saatte 30 kilometre civarında olduğunu hatırlatan Bakan Pakdemirli, şunları kaydetti:
“42 dereceye, rüzgar hızı saatte 70 km’ye yükselirken, nem oranı da yüzde 10’ların altına düştü. İşte, 17 gündeki 16 büyük yangının bu boyuta gelmesinin en büyük nedeni bu olumsuz şartlardır. Tabii dünyada da benzer manzaraları fazlasıyla gördük, görüyoruz. Kaliforniya, Yunanistan, İtalya ve daha birçok ülkedeki yangınlar, Sibirya ve Kanada’daki sıcak hava dalgaları gibi olaylar da iklim değişikliğinin boyutunu bizlere gösteriyor. Şu da bir gerçek maalesef önümüzdeki süreçte bu afetlerle daha sık ve daha çok karşılaşmak durumunda kalacağız. Bu nedenle iklimden daha hızlı değişmek zorundayız.”

“Dünyada yangına en hızlı müdahale rekoru Türkiye’ye aittir”
Türkiye’nin orman yangınları ile mücadelede dünyaya örnek olan bir ülke olduğunu dile getiren Pakdemirli, “19 yıl önce ortalama 40 dakika olan yangına ilk müdahale süresini 12 dakikaya indirdik. Hedefimiz bunu 10 dakikanın altına indirmek. Dünyada yangına en hızlı müdahale rekoru Türkiye’ye aittir” dedi.

“21 binin üzerinde personelimiz, orman yangınları ile mücadele çalışmalarında etkin şekilde görev almaktadır”
Türkiye’nin ormanlarının yüzde 55’ini kapsayan 12,5 milyon hektarlık alanın yangına karşı hassas alanlardan oluştuğu bilgisini veren Pakdemirli, “Orman yangınlarına karşı Türkiye genelinde toplam bin 667 noktada konuşlanmış ilk müdahale ekiplerimiz hazır bulunmaktadır. Toplam 21 binin üzerinde personelimiz, orman yangınları ile mücadele çalışmalarında etkin şekilde görev almaktadır” ifadelerini kullandı.

“’Yanan alanlar tekrar ağaçlandırılır ve başka amaçla kullanılmaz.’ Nokta”
Bakan Pakdemirli, konuşmasına şöyle devam etti:
“Anayasanın 169’uncu maddesi bize şunu net olarak söyler; ‘Yanan alanlar tekrar ağaçlandırılır ve başka amaçla kullanılmaz.’ Nokta. Yanan alanları tekrar ağaçlandırarak yeşil vatanın bir parçası haline getireceğimizden hiç kimsenin şüphesi olmasın. Bu alanları üç şekilde yeşillendireceğiz. İlk olarak arazi yapısına göre doğanın kendini yenilemesine müsaade edeceğiz veya sahadaki tohumların çimlenmesini bekleyeceğiz. Son olarak da arazi hazırlığı yapmak suretiyle fidanlarımızı toprakla buluşturuyor olacağız.”

Akdeniz Ülkeleri Yangın Birliği’nin kurulması amaçlanıyor
Söz konusu çalıştayın orman yangınlarını önleme ve orman yangınlarıyla mücadelede yeni kurumsal politikalar üretme yolunda çok önemli bir rol üstlenmesini beklediklerini dile getiren Pakdemirli, çalıştay gündemini içeren dokuz ana başlığı şöyle sıraladı:
“Bir, yangın öncesi eğitim ve önleyici faaliyetler. İki, yangın öncesi yangına dayanıklı ormanların planlanması ve mevcut ormanlar ve korunan alanların dayanıklı hale getirilmesi ve bakımı. Üç, yangın öncesi iklim değişikliği ve küresel ısınma çerçevesinde mevcut araç-gereç ve insan kaynaklarının değerlendirilmesi. Dört, yangın süresince orman yangını yönetim organizasyonu, yangın süresince akut durumlarda insan, diğer canlılar, korunan alanlar, meskûn mahal ve sanayi tesislerinin korunması. Altı, yangın sonrası yanan alanların yeniden orman haline getirilmesi. Yedi, orman yangınlarında iletişim ve kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi. Sekiz, orman yangınları ile mücadelede teknolojik gelişmeler ve inovatif yaklaşımlar. Dokuz, Akdeniz Ülkeleri Yangın Birliği’nin kurulması.”
Orman Genel Müdürü Bekir Karacabey ise konuşmasında şunları söyledi:
“Ormanlar toprağın korunması, biyolojik çeşitliliğin ve biyolojik çeşitliliğin korunması ile ilgili önemli fonksiyonları, iklim değişikliği ve küresel ısınmanın panzehiri olması sebebiyle özellikle günümüzde çok daha fazla önem arz etmektedir. İnancımızda, ‘Biraz sonra kıyametin kopacağını bilseniz dahi elinizdeki fidanı toprakla buluşturunuz’ düsturundan hareketle ecdadımız göç ettikleri beldelerde, göç ettikleri coğrafyalarda heybelerinde taşıdıkları tohumları toprakla buluşturarak adına çınar denilen bir medeniyeti ortaya koymuşlardır.”
Atalarından devraldıkları ormanları miras olarak değil, sonraki nesillerin emaneti olarak gördüklerine işaret eden Karacabey, “Bu sayede bizler temelleri 1839 yılında atılmış olan 182 yıllık Orman Genel Müdürlüğü çalışanları olarak ormanları canımız pahasına da olsa korurken, bir yandan özellikle son 20 yılda ağaçlandırmada Avrupa’da ilk sırada, dünyada dördüncü sıradadır. Orman varlıklarını artırmada yine Avrupa’da ilk sırada, dünyada altıncı sırada. Orman varlığı bakımından ülkelerin sıralamasında ise Türkiye’yi 46. sıradan 27. sıraya yükseltmek başarısını hep birlikte ortaya koymuş bulunuyoruz” ifadelerini kullandı.
Orman Genel Müdürlüğü’nün 182 yıllık bir geçmişi olduğuna dikkati çekerek yangınla mücadelede baş sloganları olduğunu söyleyen Karacabey, “’Orman yangınları ile mücadele vatan savunmasıdır.’ Çünkü bu vatan toprakları bizlere atalarımızın, şehitlerimizin kanlarıyla sulayarak emanet ettiği topraklar. Ülkemiz ormanlarının yüzde 55’lik bir kısmı yangına birinci derecede hassas ormanlardır. Yangınlarda sadece maalesef ağaçlar yok olmuyor. Aynı zamanda bir ekosistem yok oluyor, aynı zamanda yangınlarla salınan karbon gazları sera etkisi sebebiyle iklim değişikliğini ve küresel ısınmayı da bir taraftan tetikliyor” dedi.
2021 yılında dünyada iklim değişikliğinin etkilerinin yoğun bir şekilde görülmeye başlandığı bir yıl olduğunu üzüntüyle ifade etmek istediğini belirten Karacabey, “Aynı zamanda da son 140 yılın sıcaklık rekorlarının yaşandığı bir yıl oldu. Tabii bu şartlar aynı zamanda orman yangınlarının bütün dünyada yoğun bir şekilde yaşanmasına da sebep oldu. EFFİS verilerine baktığımızda ülkemizde son 10 yılda ortalama orman yangınları ile mücadele ülkelerin orman varlıklarına oranla zarar gören orman alanları bakımından Akdeniz iklim kuşağındaki en başarılı ülke olduğu açıkça görülüyor. Son 3 yılda ortalama 2 bin 500 adet orman yangını ile mücadele ettik ve 34 bin 700 hektarlık bir orman alanımız zarar gördü. Ancak iklim değişikliğinin ve ekstrem hava şartlarına etkisi ile maalesef 2021 yılında şu ana kadar 2 bin 500 adet orman yangınında 143 bin hektar orman alanımız zarar gördü. 2021 yılında aslında bu iklim değişikliğinin olumsuz etkilerini bizler tahmin etmiyor değildik” diye konuştu.
Orman Genel Müdürü Karabey, şunları söyledi:
“2021 yılına bin 78 arazöz, 281 su ikmal aracı, 2 bin 270 ilk müdahale aracı, 680 iş makinası, 39’u söndürme helikopteri olmak üzere 45 helikopter, üçü söndürme uçağı olmak üzere dört uçak, dört İHA ve 21 bin personel ile hazırlandık. Amerika’dan sonra orman yangınlarının gözetlenmesinde, denetiminde ve yönetiminde ilk defa İHA’yı kullanan ülke olduk.”
28 Temmuz’da başlayıp sadece Türkiye’de değil, Akdeniz kuşağındaki bütün ülkeleri etkileyen yangınlar silsilesinin afet döneminin başlangıcı olduğunu aktaran Karacabey, “Özellikle güneyde bulunan illerimizde hava sıcaklığının ortalama 40 derecenin üzerinde olduğu, nemin yüzde 10’un altına düştüğü, 50 kilometre ile 100 kilometre arasında şiddetli rüzgarların yaşandığı maalesef bir dönem yaşadık” dedi.
“Küçük yangın olmaz, henüz büyümemiş yangın vardır” tabirini sıklıkla kullandıklarını belirten Karacabey, “Müdahale etmezseniz her yangın büyüme eğilimindedir. Dolayısıyla 17 günlük süre zarfında bütün ekiplerimizle birlikte 554 tane büyük yangının önüne geçmiş olduk. Aslında bu şu anlama da geliyor. Eğer müdahale edilmeseydi, bugün yaşadığımız tablodan çok daha korkunç ve vahim tablolar ortaya çıkabilirdi. O yüzden bu yangınlar süresince hakikaten insan üstü bir gayretle mücadele verdik” diye konuştu.
28 Temmuz döneminde Akdeniz’in neredeyse tamamında büyük yangınların yaşandığını dile getiren Karacabey, “Maalesef o yangınlar bugün Amerika’da ve Rusya’da hala devam ediyor. Milyonlarca hektarın üzerine ulaşmış durumda yanan alanların miktarı. Ormanların aslında bir ülkenin değil, tüm insanlığın ortak değeri olduğu bilincinden hareketle o ülkelerdeki yangınlara da üzüntülerimizi ifade ediyoruz” dedi.
Öte yandan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da “Küresel Isınma ve İklim Değişikliği Sürecinde Orman Yangınları Çalıştayı”na yazılı bir mesaj gönderdi. Erdoğan mesajında şunları kaydetti:
“Çalıştayın başarılı geçmesini temenni ediyorum. Tarım ve Orman Bakanlığımızı, Orman Genel Müdürlüğümüzü, çalıştaya destek ve katkı veren tüm kurumlarımızı tebrik ediyorum. İklim değişikliği sınır tanımayan, tüm insanlığı olumsuz etkileyen siyaset üstü bir meseledir. Türkiye coğrafi konumu itibariyle iklim değişikliğinin yakıcı sonuçlarını en fazla hisseden bölgelerden birinde yer almaktadır. Özellikle bu sene Karadeniz Bölgemizde meydana gelen sel felaketleriyle, Akdeniz Bölgemizde ortaya büyük yangınlar bu meselenin ülkemiz açısından nasıl durduğunu göstermektedir. Tüm insanlığın geleceğini riske atan bu küresel sorunla mücadelede öncü üstlenmek millet olarak bizim evlatlarımıza vatanımıza ve çevreye olan sorumluluğumuzun bir gereğidir. Bu doğrultuda geçen hafta tarihi nitelikte bir adım attık ve Paris İklim Anlaşması’nı meclisimizin onayıyla birlikte yürürlüğe koyduk. Aynı şekilde iklim kriziyle mücadelede devletimizin kurumsal kapasitesini güçlendirmek ve etkinliğini artırmak amacıyla bazı bakanlıklarımızın bünyesinde değişikliğe gittik. Önümüzdeki dönemde ‘Yeşil Kalkınma Devrimi’ni tüm çalışanlarımızın merkezine yerleştirerek Türkiye olarak bu krizin çözümünde anahtar bir rol üstlenmekte kararlıyız. Tarım ve Orman Bakanlığı’mızca düzenlenen bu çalıştayın orman yangınlarıyla mücadele elimizi daha da güçlendireceği, kararlara vesile olacağına inanıyorum. Çalıştayın hazırlanmasında ve icrasında emeği geçenleri tekrar tebrik ediyor, tüm katılımcılarımıza selam ve sevgilerimi iletiyorum.”


        YORUMUNUZU PAYLAŞIN



YAZARLAR

Tümü